Federasyondaki kavganın ‘tutanaklarını’ Başkan Dursun Özbek açıklandı: Ben Koç ailesiyim, seni bitireceğim

Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, Galatasaray’ın Fenerbahçe’ye kendi evinde aldığı mağlubiyet sonrası açıklamalarda bulundu. Özbek açıklamalarında Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’a sert sözlerle yüklendi.

Özbek, “Kapıdaki görevliye kapıyı açtıran tek güç olabilir, polis. Bizim ifade etmek istediğimiz bu. Böyle bir sahne varken kimse bizim aklımızla alay etmesin. Galatasaray Stadı, yeterli derecede korunan bir stadyum. Eğer Ali Koç beni ziyarete geldiyse bana ulaşırlar. İkinci bir güç vardır, orada bekleyen polisler. Onlar ‘bariyeri açın’ dediğinde güvenlik de açar. Ne bana telefon geldi ne de bir görevli arkadaşa. Hiç kimseyi aramadılar. Peki bariyerleri kim açtırdı? Gecenin saat 11’i olmuş. Kim açtırdı kapıları?” dedi.

“SEN KOÇ AİLESİNİ TANIMIYORSUN, TİCARİ HAYATINI BİTİRECEĞİM”

Ayrıca Özbek TFF’de daha önce Ali Koç, Erden Timur ve kendi arasında yaşanan bir tartışmayı da anlattı. Özbek ve Timur tartışmaya dair şunları söyledi:

“Özbek: TFF’de bir toplantıdayız. Bir olay oldu, niteliğini tam hatırlamıyorum ama Ali Bey şiddetle kalktı ve Erden’e parmağını sallayarak ‘Seni mahvedeceğim, sen Koç ailesini tanımıyorsun, ticari hayatını bitireceğim’ dedi.

Erden Timur: O kısımları demedi başkanım, o nitelikte bir şey söyledi.

Dursun Özbek: Ben de ‘Ne diyorsun sen ya!’ dedim. TFF başkanı da sandalyesini geri çekti, bizim aramız açıldı. ‘Sen kimsin, haddini bil otur aşağı’ dedim. Tık, aşağıya. Bu sahte kabadaylık başka, bu olaylar başka bir şey. Erden’in ne benim ne de Galatasaray’ın korumasına ihtiyacı var”

Öte yandan Fenerbahçe Galatasaray’ı 0-1 mağlup etmiş ve şampiyonun belirlenmesi son haftaya kalmıştı. Öte yandan Galatasaray maçı şut atamadan Fenerbahçe ise 10 kişi tamamlamıştı.

DURSUN ÖZBEK VE ERDEN TİMUR’UN AÇIKLAMALARI

Özbek dün yaşananlara dair şu ifadeleri kullandı:

“Bu olaylara sebep olan baş ahlaksız ve yancılarıyla onlara çanak tutan görevliler hakkında gerekli suç duyurusunda bulunduk.

“ALİ KOÇ TRAFİK DURDURULARAK STADA GELİYOR”

Sezon başından beri Ali Koç’un yaptığı şımarıklıklar artarak devam ediyor. Kimse de bu şahıstan hesap sormuyor. Dün akşam maç biteli 1 saatten fazla sürmüş, stadyumda olmayan Ali Koç trafik durdurularak stada geliyor. Polis eskortuyla gelmiştir.

“HESABINI SENDEN TEKER TEKER SORACAĞIM”

Ali Koç, bugün buradan size söylüyorum. Bu yaptıklarının hesabını senden teker teker soracağım. Bu yaptıkların senin yanına kalmayacak. Seçim kazanmak için yaptığın bu şovun hesabını bugün, yarın, daima vereceksin. Tüm Türkiye senin camiaları karşı karşıya getirmek için bir proje olduğunu öğrenecek.

“BANA SÖKMEZ, BEN GALATASARAY BAŞKANIYIM”

Bütün bu yaptıkların bana sökmez, ben Galatasaray başkanıyım. Bir mesajım da taraftarımıza ve üyelerimize; Bizim için hiçbir seçim bu şampiyonluktan daha değerli değildir. Tek konsantrasyonumuz 24. şampiyonluğumuz. Bugün itibarıyla seçim için yaptığımız toplantıların hepsini durdurduk.

“BİZ ŞAMPİYON OLACAĞIZ”

Oyuncu kardeşlerimiz ve hocamızın yanında olacağız. Kimse merak etmesin iyilik yine kazanacak, biz şampiyon olacağız.

Ellerinden gelen bu. Kaos, gerginlik yaratmak ve olayı futbolun dışına çıkarmak. Bahsettiğiniz oyuncu, ismini söylemek istemiyorum. Isınma anından beri tek yapabilecekleri, tek ellerinden gelen bu. Kaos, gerginlik yaratmak ve olayı futbolun dışına taşımak.

“SEN CAMİALARI BİRBİRİNE KIRDIRMAK İÇİN BİR PROJE YAPIYORSUN”

Boş sahada, yanında silahlı korumalar, 70-80 tane yancısı… Bu işin bir statüsü var. Burası Galatasaray’a ait bir stadyum. Akreditasyon alanına giren kişiler bellidir. Ben dahi belli bir süre giremem. Sen geliyorsun, aynı haneye tecavüz eder gibi. Tek başına da değil. Silahlı korumalar, 80 kişi, stadyum boşalmış. Bu sahte kabadayılık değil de nedir? Daha önce söyledim, sen camiaları birbirine kırdırmak için bir proje yapıyorsun.

“BUNUN HESABINI KİM VERECEK?”

Bir şeye çok yazık; Ali Koç önemli bir ailenin ferdi. İyi bir eğitim almış birisi. Ailesinin gücü belli. Bu gücün arkasında, böyle bir işe tevessül etmek, böyle bir işe girişmek, insanları birbirine düşürmek, bunun hesabını kim verebilir ya! Yarın böyle bir olay vuku bulduğu zaman, durumdan vazife çıkarmak isteyenler olmayacak mı? Bu gerginliği yaratıyorsun, sadece bu seviyede mi kalır? Bu durumdan vazife çıkarmak isteyenler olursa bunun hesabını kim verecek! Yazıklar olsun ya yazıklar olsun!

“SEN NEYİNE GÜVENİYORSUN?”

7-8 kişi çocuğun üstüne yükleniyorlar. Böyle bir şey delikanlılıkta var mı? Spor yöneticiliğinde var mı? Bakın olayları nereden nereye taşıyorlar. Kendisi demedi mi TFF’ye gidin de hakemleri tartaklayın demedi mi? İzmir grubuna şöyle yapın böyle yapın demedi mi? AVM’lerde fotoğraf çekin demedi mi? Bu nasıl bir spor adamlığı ya? Sen neyine güveniyorsun?

“BU GİDİŞ İYİ BİR GİDİŞ DEĞİL”

Bu gidiş, iyi bir gidiş değil. Son 6 ayda olan olayları bir gözden geçirin. Sahaya çıkmamalar… Riyad’dan beri olan olayları izleyin. Hep bir provokasyon, hep bir milleti birbirine düşürmek, hep bir şeyin peşinde. Bu gidiş iyi bir gidiş değil. Buradan devletime sesleniyorum.

“MEMLEKETE İHANETTEN ÖTE BİR ŞEY DEĞİLDİR”

Nereden cesaret alıyor? Normal vatandaşlar buna cesaret edemez. Nasıl oluyor? Ne kazandın Ali Bey? Toplumu bölmeye ve toplum içine husumet tohumları ekmeye çalışmak memlekete ihanetten öte bir şey değildir.

“BOŞ MEKANDA SAHTE KABADAYILIK KOLAY”

Onun istediği tarz, biz Galatasaraylıların istediği şey değil, o yüzden buluşamıyoruz. Bu adamla nasıl konuşulur? Soruyorum ne muradın vardı? Seçime gireceksin, belki seçimde bir kahramanlık hikayesi olarak anlatacaksın. Boş mekanda sahte kabadayılık kolay. Kimse yok orada. Gelir orada kabadayılığı yapar çıkar gidersin. Kabadayılık sıfatını kendine yakıştırıyorsan mekanın sahibi oradayken gelip yapman lazım”

ERDEN TİMUR’UN SÖZLERİ

Erden Timur ise yaptığı açıklamalarda şunları söyledi:

“Buradaki temel nokta, trafik durdurularak, polis escortuyla gelmeyi tanımak lazım, yüzlerce araba durdurularak polisle içeri giriliyor. Ondan sonra orada emniyet görevlisi arkadaşlarımız var, memurlar emirle hareket ediyor. Bireysel olarak hiçbir şey yok ama emniyet görevlileri, normalde stadyumlar şöyledir. Güvenliğin amacı oyuncuları, hocaları onları korumak. Oyuncular gittikten sonra normal güvenlikten 1 kişi var, Okan Hoca orada olduğu için. Stadyumdaki diğer güvenlik de gidiyor. Polis oradaki en üst görevlisi olan, spor şube müdür de dediği şey yöneticilerimize, biz şeyi sağlayacağız. Asıl güvenliği sağlama emniyetin. Aksine yer açılarak, görüntülerde var, hiçbir şey yapılmayarak, psikolojik davranış özetidir, telefonla konuşup arkasını dönerek. Kamerada var. Meydan bırakılmıştır. İlaveten, bizim arkadaşlarımız, emniyetteki görevliler tarafından tutulmuştur. Bir tarafın güvenliğini sağlıyorsunuz. Korumakla yükümlü olduğunuz kişileri değil silahlı adamlarla geleni koruyorsunuz. Buradaki olay, kamu güvenliği.

“SİLAHLI ADAM MI TUTMAK GEREKİYOR?”

Güvenlik neyse onu yapması lazım. Öyle olmayınca 100 tane silahlı adam mı tutmak gerekir. Böyle bir şey olsa, düşünün ki, öyle yapsaydık keşke demiyorum. Öyle yapılsa ne olacak, çatışma mı çıkacak. Arkadaşlar işler nereye gider? Kamu düzeni sağlaması gereken insanlar yol keserek, şey yaparak, eşlik ederek… Maalesef böyle olmuştur. Söylemek zorundayım. Görüntülerde mevcuttur.

Adalet olmadığında insanlar, camialarının gücüyle, ki çok büyük güce sahip camiayız, kaygılandırılarak, hatalar yaptırıldıkça, TFF eyyama göre karar verince böyle olur. Adaletin olmadığı yerde ot bitmez. Açıkça söyledim orada. Ali Koç onu söylüyor, Trabzon’la ilgili olmaması gereken bizim oyuncuların ceza alması… Trabzonspor o zaman, hatasını kabul edip en yüksek ceza verilsin bize demişti. Ben konuştuğu zaman. Bir camia hata yaptığını kabul ediyorsa, sen hala hatasını kabul etmiş insana ‘Sen şöylesin’ diyorsun. Maalesef bizim ülkede bu işe yarıyor. Düşmüşe ne kadar vurursan kahraman oluyorsun. Güçlüden de hep iki adım öte duruyorsun. Adam hatasını kabul etmişse bunların kesinlikle kabul etmemesi lazım dersin, bir cümleyi geçmedim, o da manipülasyon, kısa geçtim. Yerdeki insana o kadar vurulunca hukuk kuralından bahsettim. Ne yapalım, insanlar istemiyor diye hukukun dışına mı çıkalım. Biz de yapmış olsak bize de en çok ceza verilmesi gerekir dedim.

Bir toplum, hoyratlığa tamamen dünyevi endişelerle, çıkar endişeleriyle bu kadar müsaade ediyorsa sonucu buraya gelir. Daha da öteye gitmesin diye bunları yapmak lazım. Camiamız asmayı kesmeyi bekliyor, çok kolay kahraman olursunuz. Diğer tarafın yapmaya çalıştığı bu. İnsanlar birbirine düşmesin diyoruz. Herkes vicdani hesabını verecek. Bir tarafın tamamen kayrılması işi bu noktaya getirmiştir”

“DEVLET SENİ NİYE GÖNDERDİ?”

Erden Timur’un açıklamaları sonrası sözlerini sürdüren Özbek şunları söyledi:

“Bu beklenen, bu olması gereken husus. Bunu bir tarafa koyalım. Ben Galatasaray’a başkan adayı olduğumdan beri Dursun Özbek olarak ideali bu. Öyle olmasın diyemez kimse. Türkiye’de 6 aydan beri olanları inceleyin. Futbolun içinde şu vardır, çocukluğumda da vardı. Mithatpaşa Stadyumu’nda beraber seyrederdik, yarısı Fenerbahçeli yarısı Galatasaraylı idi. Mağlup olan takıma o gün yapılan tek hareket, bir tabut bulurlardı, yenilenin bayrağını koyar Taksim’e kadar taşırlardı. Karıncaezmez Şevki ne yapardı rahmetli, bir tek bayrak sallardı stadyumda. Bugün geldiğimiz duruma bakın, bugün adam silahlı korumalarla, 70-80 kişi alıyor, konvoy halinde geliyor, stadyum boşalmış, sadece güvenlik, birkaç yönetici arkadaş var. Stadyuma polisin escortunda hem de, en önemli kısım burası, burayı pas geçmeyin. Onlar bu hareketleri yapan, sorumlu arkadaş orada geziyor. Yahu arkadaş devlet seni oraya niye gönderdi?

“7-8 KİŞİ YUMRUKLARKEN HİÇ POLİS GÖRDÜNÜZ MÜ”

7-8 kişi Ali Çelikkanat’ı yumruklarken orada hiç polis gördünüz mü? Hiç gördünüz mü? Bu işin bence analiz yapılmak isteniyorsa şöyle yapmak lazım; futbol bütün çoluk çocuk büyük küçük kız kadın herkesi ilgilendiren bir şey. Tribünlere bakın, tribünde artık böyle bir kompozisyon var. Herkes futbolla ilgili. Başka bir amacın varsa, proje dememin sebebi o, en kolay manipüle edilecek durum bu sportif camiaları birbirine düşürmek. Birbirimizle şakalaşırız, geçmişte de var, kendi ifadesinde dalga geçme gibi söylüyor. Futbol kurulduğundan beri var. Rakip takımlar nezaket çerçevesinde bu şekilde galibiyet sonrası şey yapabilir.

“SİLAHLI ADAMLARLA DARP EDİYOR”

“Hem tenkit ediyor hem de silahlı adamlarla gelip darp ediyor. Bu insanın neresiyle nasıl konuşulur? Bu insanla nasıl konuşulur! Onun istediği tarz, biz Galatasaraylılar’ın tarzı değil, onun için buluşamıyoruz.

İyi ki orada değildim. Ne olacak benim de korumalarım var. Bunlar karşı karşıya gelecek. Al sana bir sürü olay.

Kendisine sesleniyorum, ne muradın vardı? Seçime gidiyorsun, kahramanlık hikayesi diye anlatacaksın. Silahlı adamlarımla gittim, sahaya da çıktım mıktım diye anlatacak şimdi.

Şu kadarcık Türkiye’nin mutluluğunu, beraberliğini, huzurunu düşünen adam böyle bir şey yapar mı! Haberlerde geçiyorsunuz, adam giderken kurşunlamış bir yeri, yakalıyorlar falan. Birbirini darp eden iki kişiyi tutukluyorlar, bilmemne yapıyorlar. Biz suç duyurularını yaptık. Bakalım ne yapacaklar? Lütfen bunu izleyin.

TV’lerde her akşam bu tip programlar var. İki kişi kavga etti, birbirine silah çekti, yakalandı, göz altına alındı. Burada da aynısı oldu. Burada da aynısı oldu. Boş bir stadyumda, boş bir mekanda sahte kabadayılık kolay, kolay! Yanında da 4-5 silahlı koruman var. Kolay! Kimse yok orada. Kolay! Gelir orada kabadayılık yapar çıkar gidersin. Şu kadar yüreğin varsa, kabadayılık sıfatını kendine yakıştırıyorsan, mekanın sahibi oradayken gelip yapman lazım.

Söylediklerim yanlış anlaşılmasın; polis bizim polisimiz, bizim güvencemiz, huzurumuzun bekçileri. Sözlerim yanlış anlaşılmasın. Ben oradaki görevli arkadaşa sesleniyorum. Devlet sana maaş veriyor, oraya seni gönderiyor. Niye gönderiyor, niye gönderiyor, niye gönderiyor! 6222 diye bir yasa var. Bu yasa çerçevesinde biletsiz stadyuma girmeye yeltenen kişileri tek tek yakalıyorsunuz tek tek, karakola götürüp ifadesini alıyorsunuz. Peki maç bitmiş, orası artık Galatasaray’ın uhdesinde, evi haline gelmiş. Birileri geliyor, sizin evinizin kapısını kırıyor, içeri giriyor, haneye tecavüz ediyor, sen de ona eşlik ediyorsun, sen de oradasın. Kameralarda var. İnsan sormaz mı, ‘Ya arkadaş ne işiniz var, maç dağıldı gitti, niye geldiniz, stadyumunuzun yolunu mu şaşırdınız’ diye sormaz mı! Adamlar ellerini kollarını sallaya sallaya geliyor, orada kabadayılıklarını yapıyor, elini kolunu sallaya sallaya çıkıyor. Bunu nasıl izah edecek! Bunu kim bize nasıl izah edecek!

“NİYE SAHAYA GİRMEK İSTİYOR?”

Maçın tansiyonunu, gerginliğini bilmeyen yok. Normalden fazla devletimiz güvenlik görevlisi göndermiştir. Sen bir spor polisiysen bu gerginliği biliyorsun. Maç bittikten sonra rakip takımın başkanı ve arkasındaki şüreka, stadyuma niye gelir, niye girmek ister? Maçı seyretmeye mi geldiler, neye geldiler? Polis mantığı şüphe hazzetmesi lazım. ‘Yahu arkadaş niye geldiniz, maç bitti, herkes dağıldı, stadyum boşaldı, siz buraya niye geldiniz?’ diye sormaz mı? Orada bizler de ayrılana kadar güvenliğin bazılarını tutuyoruz, onların müdahalesini niye engelliyorsun? Burası bizim evimiz. ‘Maç bitti, sizin akreditasyon kartlarınız yok, akreditasyon kısmına giriyorsunuz’ demez mi? Bizim için Ali Koç’un oraya gelmesinden gitmesinden ziyade, bu işi engelleyecek kişinin tutumu… Kamera kayıtlarına bakıyoruz orada… Polis mesleğini düşündüğünüz zaman çok önemli, gurur verici, çok yüksek seviyede yapılması gereken bir meslek. Adam bir de tek başına da gelmiyor, silahlı adamları var, 80 kişilik grubu var. Sormak aklına gelmedi mi, ‘Ali Bey niye geldin buraya, maksadın ne’ demez mi? Devlet seni oraya o stadyumdaki olayları engellemek için göndermiş. Yasal bir görevle gelmişsin. Kameraları inceleyin, bakın nasıl davranıyor.

“BU İŞİN ÖNCEDEN GARANTİSİ Mİ ALINDI”

Söylediklerim yanlış anlaşılmasın. Polis, bizim polisimiz! Bizim güvencemiz, huzurumuzun bekçileri… Ben oradaki yetkili arkadaşa sesleniyorum. Devlet sana maaş veriyor, seni oraya gönderiyor. Niye gönderiyor, niye gönderiyor, niye gönderiyor?

Dün akşam yaşananların planlı olmaması imkansız! Amaçları bizi devletimizin polisiyle karşı karşıya getirmekti. Ali Koç veya bir başkasının seçim öncesi şöyle bir sahneyle karşılaşmayı göze alacağınızı düşünüyor musunuz? Polisler durduruyor, giremiyorlar. Bu başarısızlıkta kimse böyle bir risk alabilir mi? Alamaz. Bu işin önceden garantisi mi alındı? Bunlar aydınlatılmalı.

“KİM AÇTIRDI KAPILARI?”

Kapıdaki görevliye kapıyı açtıran tek güç olabilir, polis. Bizim ifade etmek istediğimiz bu. Böyle bir sahne varken kimse bizim aklımızla alay etmesin. Galatasaray Stadı, yeterli derecede korunan bir stadyum. Eğer Ali Koç beni ziyarete geldiyse bana ulaşırlar. İkinci bir güç vardır, orada bekleyen polisler. Onlar ‘bariyeri açın’ dediğinde güvenlik de açar. Ne bana telefon geldi ne de bir görevli arkadaşa. Hiç kimseyi aramadılar. Peki bariyerleri kim açtırdı? Gecenin saat 11’i olmuş. Kim açtırdı kapıları?”

Erden Timur: “Burada getiren ve eşlik eden, sormayı bırakalım.”

Dursun Özbek: “Sorsan vallahi öyle olmadı, kendisinde oldu diyecek.”

Dursun Özbek: “Stadyumun bir nizamiyesi var, giriş yapamazsınız, ancak ilgilisine arayıp müsaade edildikten sonra girersin. O da yetmez. Kapıdaki görevliler var, nereye gidiyorsun diye sorar. Bu sorulmayan tek kişi, ben ve yönetim kurulu arkadaşlarım. Bizi gördükleri zaman nizamiye otomatik kapanıyor. Tek biziz. Eşim gelince bile haber veriyorlar, telefon ediyorlar. E ne oldu? Ne oldu şimdi? İş hesap vermeye gelince olaylar oldu, şimdi hesap sorulacak. Suç duyurularını yaptık. Ne diyecekler? Ne diyecekler merak ediyorum.

Devlet seni oraya bu stadyumun korunması için tamamen dağılana kadar, bizler de çıkana kadar, hoca, yönetim kurulu çıkana kadar orada bekliyorlar. Ben çıkarken, önemli maçlarda, spor polisi bana escort ediyor. Karşı tarafın taraftarıyla bir araya geliriz diye. Onlara teşekkür ediyorum. Buradaki olay, akıllara ziyan bir olay akıllara ziyan”

Soru: “Bu Erden Timur düşmanlığı nereden geliyor?”

Erden Timur: “Anlamış değilim inanın.”

Dursun Özbek: “Şuradan geliyor, o kadar başarılı iki sene geçirdik ki Erden Kardeşimle beraber, birçok manada. Sadece sportif manada değil. Galatasaray’ın finansal yapıyla, işlerle, inşaatlarla ilgili o kadar başarılı, o kadar faydalı işler yaptık ki Galatasaray’a. Kıskançlık bir, onların fıtratında olan karşı tarafı fitneyle dağıtmak iki, ben bana göre Erden’in ne cevap vereceğini bilmiyorum. Olayın esası budur. Galatasaray’ın gelişiminden, finansal yapısından endişeleri var. Endişeleri var. Bunu sadece biz söylemiyoruz. İlgili banka kuruluşlarına gidin, onlara sorun. Onlara da diyorlar yüzlerine karşı. Galatasaray çok iyi yönetiliyor. Fitneyi araya sokup birlikteliği dağıtmak için.”

“TEHDİT, HAKARET! NELER YAPILDI!”

Erden Timur: “Düşününce bir mana bulamıyorum. Çünkü gerçekten hepimizin hatası oluyor. İnsan hatasız olması mümkün değil. Camiaların gerilmemesiyle gerçekten çok çaba sarf ediyoruz. 2 sene önce söylediğim bir şey sürekli konuşuluyor, söyleten de burada. Onu da anlatmaya çalışıyorum. İnsan söyleyecek, 15-20 defa özür dileyecek, söylediğinin hükmü kalmazdı. Caydırıcılığı da kalmaz. Ondan sonra da hiçbir şey yapmadım gerginliği artırmak için. Karşı tarafı tehdit, hakaret edecek. 20’den fazla kez hakaret edildi. Başkanım ve yönetim kurulundaki abilerim de şahittir, birisi birisine bir şey yaparsa hesabını veremeyiz. İki tane 18 yaşındaki çocuk birbirini bıçaklasa, bundan haberimiz olur mu, olmaz. Biz bir açıklama yaparsak risk artmıyor mu? Vicdanen kesin sorumlusun. O hassasiyeti gösteriyorsun. Benim Galatasaray’da görevim var, Galatasaray’ı savunacağım. Hem öyle diyorlar hem böyle, yok arkadaşım öyle değil. 2 sene önceki laftan sonra hiçbir hakaret şey etmedim. Cezayı diyorlar. Benim söylediğim her şey hukuka uygun. Görüyoruz ki zaten mesele o. Maalesef çok büyük hoyratlık var. Toplumsal birlikteliğe çok büyük bir şey var. Basının fikri takibi yok. Fikri takibi olsa da söylemesi gerekenleri söyleyemiyor. Ondan sonra böyle bir kamuoyu oluşturuyor bu işi bölmek için. Bunun sebebi birlikteliğimizi zedelemek de başarılarımız da olur. Onu beceremez kimse, net söyleyeyim. İnanın içinde bulunduğu durumdan da kaynaklı. 10 yıldır yaşanılan durumun reaksiyonu. Nedir bilemiyorum, bilsem çözmeye çalışırım. Bana edilmesinden dolayı hiçbir şeyim yok. İdealist insanlar cesur olur, her zaman. Neler neler yaptılar, basının önündekileri biliyorsunuz, olmayan neler neler yapıldı. Hiçbirisi sorun değil. Galatasaray’daki vazifemi yapmak zorundayım. Zaman zaman hata da olur. İnsanın ağzından bir şey çıkar, düzeltmeye çalışır. Ana iklimi bu yönde tutmaya gayret ediyoruz, eğrisiyle doğrusuyla, insanları bölmemeye gayret ediyoruz. Size 10 defa terörist denirken 1 tane… Nabzı düşürmek için sizin de bir şeyler demeniz gerekiyor. Diğer türlü bu tarafın nabzını da düşüremezsiniz. Bunların hepsinin amacı, farklı da konuşabilirdik, yine toplumsal şeyle. Böyle davrandıkça, o yüzden hep diyorum, hak ettiğimiz şeye sonunda varacağız. Galatasaray camiası, Dursun Başkan, yönetim kurulu, ben de şahsen Galatasaraylı kimliğiyle konuşayım, duruşumuzla gurur duyuyorum. Hatası sevabı… Çıkarcılık, ne işe yarıyor popülizm, manipülasyon, konsolide etme, şunu etme bunu etme. Her manada zarar veriyor. Ne eleştiri alırsak alalım bu duruşumuzdan gurur duyuyorum”

“AİLENİZLE İLGİLİ ENDİŞENİZ VAR MI?”

Soru: “Size ait olmayan ses kayıtları çıktı, açıkça tehdit edildiniz. Şirketinizle, sizle alakalı bir çok iddia ortaya atıldı”

Erden Timur: “İftira”

Soru: “İddia diyelim. Ailenizle ilgili bir endişeniz var mı? Bu yaşananlar devam edip etmeme kararınızı nasıl etkileyecek?”

Erden Timur: “Şunu söyleyeyim. Birincisi, en son zaten bir şey yapmak, mesaj vermek istiyorum bu vesileyle. Bu yapılanların hepsi, önce bu olaylarla ilgili değerlendirme yaptık, vahim konularla ilgili. Biliyoruz ki bunun asıl şeylerinden birisi, bir tanesi Fenerbahçe seçim siyaseti, bir de şampiyonluk. Bu seneye ne demiştik, dayanışma ve konsantrasyon yılı. Dayanışma bu zamanda olur, konsantrasyon bu zamanda gerekir. Başından beri, böyle şeyler olabileceğini, bu kadar değil ama bildiğimiz için, süreç içerisinde farklı farklı şeyler yapıldı. Esas dayanışma zor günde yapılır. Konya maçına kadar süreçte Galatasaray camiasının göstereceği dirayete, birlikteliğe şahit olacak. Finalleri oynamayı en iyi bilen takımız. Mayıs, Galatasaray’ın yıl başıdır, bunu herkese bir defa daha göstereceğiz. Kararlılığımızı, doğru yaptığımıza olan inancımızdan alıyoruz. Mücadele gücümüzü, idealist bakış açımızdan alıyoruz. Her seferinde hatasıyla sevabıyla dememin sebebi, doğru yapma gayreti, gayretimiz hep bu. Biz devletimizin polisiyle karşı karşıya mı gelelim. Ne kadar eleştirileceksek de hukuku da, memleketimizdeki en önemli şeydir, hepimiz devletimizin yanında oluruz. Bu kararlılığımızın en büyük sebebi biz iyiyi, doğruyu istiyoruz. Şampiyonluk da bu şekilde gelecek. Herkes müsterih olsun”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir